8 Aralık 2010 Çarşamba

sakarlığım tuttu


Geçmişime baktığınız zaman evimde kendi çapımda ufak tefek sakarlıklar yapmış olduğumu öğrenebilirsiniz. Bulaşık yıkarken çay bardağı ya da su bardağı kırmışlığım vardır. Hatta o gün içinde kırdığım bardak sayısı iki olduğunda, uğursuzluk olmasın diye bi üçüncü bardağı mutlaka kendim kırmak için uğraşmışımdır. Balkondan aşağı atarım ama o da kırılmaz inatla bi türlü.. Bi daha, bi daha atarım üçüncüyü kırana kadar...

*********

Günlerden pazardı ve oğlumun dershanesinde veli toplantısı vardı. O gün üzerimde bir tuhaflık vardı. Neydi o bilmiyorum ama hiç olmadığım kadar sakardım.


*******

Dershanenin kapısından içeriye girdiğim zaman, kapıdaki koruma görevlisi, "Hoş geldiniz efendim" dedi ve önündeki masanın üzerinden içi tepeleme çikolata dolu tabağı uzatarak ikram etti. İçinden bir tane kırmızı varaklı seçmek isterken çikolataları patır patır yere saçtım.. ufacık tabağa bir yığın çikolata koymuşlar hayret birşey!

"Ahh.. çok özür dilerim.. nasıl oldu bu hiçç anlamadım"gibi sözler sarfettim.. ve yere eğildim toplamak için. Koruma görevlisi büyük bir nezaketle "Olsun efenim ne ziyanı var? toplarım şimdi siz zahmet etmeyin lütfen..." gibi sözler söyleyerek serii bir şekilde yerdeki çikolataları tek tek topladı..

Çikolata tabağını masanın üzerine koymadan elime baktı. Siz alabildiniz mi bari? diye sordu sırıtaraktan..

Yok sağolun çikolatayı pek sevmem zaten(!) dedim ve yukarı kata seğirttim.

***

O anda yanıma mini etek giymiş bir genç kız geldi.. Etek boyu aşağı in(e)mediği halde çekiştirip duruyordu. Topuklu ayakkabılarının üzerinde durabilmek için de oldukça çaba sarfettiğinin farkındayım... Bu etek çekiştirme olayı için ben de herkesin söylediği o sözü söyledim. Tabii ki içimden. "Kızım çekiştirip durmaa, inmiyoo iştee inmiyoo..."
********
Beni merdivenlerin başındaki masanın önüne götürdü. Masanın üzerinde kitaplar, broşürler,öğrencilerin ders notlarının yazılı oldugu kağıtlar kuru pasta tabakları vardı. Hepsinden birer tane alıp verdi, sonrasında kolonya tutmak istedi....

Kolonyayı almak için avuçlarımı açmak için, broşürleri koltuğumun altına koyayım dedim, avuçlarımı açtım.. tam sıkıştıramadım galiba... O anda kolumun altındaki broşürler kayıp yere saçıldı...
"Hay allah kahretsin..."dedim.. çok özür dilerim canım yaaa...

Kız, elindeki kolonyayı bırakıp, mini olan eteğini yine aşağı doğru çekiştirerek yere çömeldi ve dağılan broşürleri toplamaya başladı.

Çok özür dilerim... gerçekten...

Eminim, içinden söyleniyordu.


*******
"Buyrun sizi öğretmelerimize götüreyim" dedi, Her sınıfta bir öğretmenimiz var. Elinizdeki listeye bakarak öğretmenlerimizle görüşebilirsiniz.. görüştüğünüzü de işaretlemeyi unutmayın lütfen." Not alabilmem için de elime ayrıca bir tükenmez kalem tutuşturdu.

Teşekkür edip dönerken, nasıl oldu bilmiyorum bu kez de omzumdaki çantam masanın üzerinde sıralı duran broşürleri olduğu gibi yere saçtı...


"Aaaa çok özür dileriiim.. gerçekten çok özür dileriiim. Ya bugün üzerimde bişey var ama ne anlamış değilim...
Sanırım o gün en çok kurdugum cümle bu oldu...
"Çok özür dileriiiim":))
Mini etekli kız içinden " Bu kaçıncı yav? Senin peşini mi toplayacağız be kadın! diyordu kesinlikle..

"Olsun efendim.. ben toplarım.. siz buyrun öğretmenlerimizle görüşün...

****
Matematik öğretmeni anlatıyor ben dinliyorum... gayeet ciddi... ben de tabiii.. Daha başka neler yapabiliriz oğlumuz için onu tartışıyoruz... Öğretmenimizi dinlerken elime not almam için verdikleri, tükenmez kalemin kapağını tık tık açıp kapatıyorum...

Birden, kalem kapağı "tak" diye hocanın göğsüne doğru uçtu ve oradan da yere yuvarlanıp gözden kayboldu.

Bir " Aaaa" çıktı ağzımdan şaşkınlıkla... çok özür dilerim.. nasıl oldu ki bu? hay allahh..."

Hoca eğilip yerde kapağı aramaya başladı... Ben rezil rüsva... bu kaçıncı yahu diyorum kendime. Yuh olsun! sana n'oldu böyle bugün?!

Olsun.. olsun.. "diyor, hoca yan yan gülümseyerek... (bir taraftan da elleri dizlerine yapışık vaziyette kalem kapağını arıyor.) Olur böyle şeyler. Ben de çok yaparım ders anlatırken falan... ( bana moral veriyor)

Hayır, adım çıkacak diye korkuyorum. Dershaneye desturla alacaklar beni bundan böyle... Ben yukarı çıkmadan namım yürüyecek...

" Dikkat! Sakar kadın geldi, dikkat sakar kadın geldi!

Valla, değilim aslında.

******

Son öğretmenle de görüşüp el sıkışıyorum ve aşağı merdivenlere doğru yürüyorum, b, an evvel evime gitmek istiyorum artık. Üzerimdeki deri ceketin içinde sırtımdan akan terler spor salonunda son üç günde attığım terin üç katıdır herhalde.


Toplantı bittikten sonra ziyaretçi defterine bir şeyler yazmamızı istiyorlar.

Kapıdaki koruma görevlisinin olduğu yere geliyoruz...
Kalemi elime alıp yazmaya başladığımda,

"Dilerseniz çantanızı ben tutabilirim hanımefendi" diyor görevli gülümseyerek...
Kafamı kaldırıp dik dik bakıyorum adama....

Namım almış yürümüş bile haberim yok!

Hiç yorum yok: