27 Kasım 2010 Cumartesi

Çok acıdı...


O merdiven taşlığında dikiliyordu ben de bahçenin tam ortasında.

Tek ayağımın üzerinde seke seke dönerken bir yandan da ona laf yetiştiriyordum. Oldukça kızdırmış olmalıydım.


Birden ayağındaki terliği eline alıp bana doğru fırlattı.

Terliğin bana doğru uçarak geldiğini gördüğüm anda ani bir refleksle başımı aşağıya eğdim çabucak... Başımın üzerinden uçup gittiğini gördüm:) ve onu ti'ye alarak, kahkahalarımın arasından

"Oofff çok acıdııı, çok acıdııı...." diyerek, tek ayağımın üzerinde zıpladım.

Korkmuştum ama, karşısında çeşitli hareketler yapmaya, onu kızdıracak şeyler söylemeye devam ediyordum. Bana deli oluyordu.

İstediğim zaman çok gıcık bir kız olduğumu ve onun damarına damarına bastığımı biliyordum ve bunu zaman zaman yapıyordum. Aslında kötü bir niyetim yoktu gerçekten de. Sadece annemi kızdırmayı çok seviyordum.

Bu kez son silahı olan diğer ayagındaki terliği eline aldı ve bana doğru son hızla bir kere daha fırlattı ki; terliği gözümün önünde görmemle beraber gözlerimin kararıp etrafımda bir çok yıldızın yanıp söndüğüne o gün bilakis şahit oldum...

Oyun bitmişti...

"Gözüm... gözüm!" diye avazım çıktığı kadar bağırırken annemin taşlıktan telaşla aşağıya inip yanıma koştuğunu görmedim bile..

Gözümün üzerine kocaman bir yumruk yemiş gibi olmuştum. Gözümü açamıyordum zonk zonk zonkluyordu ve gözyaşlarım sular seller gibi durmadan akıp gidiyordu.

O, "Yavrum.... kızım...." diye sürekli tekrarlarken onun sesindeki telaş ve korku hoşuma gitmişti. Bunun üzerine ağlama sesimi daha da yükselttim. Eliyle ellerimi bir kenara ittirdi ve gözümü inceledi... Bir süre sonra;

" Aaa ama... tamam artık bak birşey yok!" derken ıhlamur ağacının altındaki sandalyeye oturarak beni kucağına aldı.

Boynuna sarılmıştım...

Bir yandan gözlerimden akan yaşları siliyor, bir yandan da acım geçsin diye terliğin isabet ettiği gözüme küçük küçük öpücükler konduruyordu.

"Geçti mi artık? diye sordu yüzüme dikkatlice bakarak o yeşil gözleriyle.

Omuzlarımı silktim... dudaklarımı büzdüm küsmüş gibi yaparak.

" Ama sen istedin kızım, beni deli ettin" dedi yumuşacık sesle.

Koltuk alttlarımdan tutarak beni kucağından yere indirdi ve; hadi git yüzünü yıka şimdi, köpekler yalasa doyacak... Yüzün gözün pislik içinde" dedi gülerek.

Barıştık mııı? diye seslendi arkamdan ben yüzümü yıkamaya giderken.

Fasulye dişlerimi açığa çıkarıp " Küsmedim kii" diye cıvıldadım kafamı sallayarak.

***

Küsmedim ki! hiç küsmedim...
Belki de küstürdüm.. belki de üzdüm.. bil(e)medim hiç... Söylemedin..
Seni üzdüğüm her an için özür dilemek isterdim "bir daha yapmayacagım annnecim söz!" derdim.. sarılır öperdim..
Şimdi hiçbir şeyin hükmü yok.

Hiç yorum yok: