27 Kasım 2010 Cumartesi

Sokak iti


Yolun karşı tarafına geçmek üzere yeşil ışığın yanmasını bekliyorum.

Birdenbire koşarak yolun orta yerine attı kendisini...

Nereden bilsin ki "it" kırmızının yandığını?

Akıp giden trafiğin arasına karışıp ezilmek üzereydi ki arabaların uğultusundan korkarak geri geri çekildi.

Bir yaprak gibi titredi korkudan.

"Höt... höt... diye bağırarak, bir taraftan da tek ayağını yere vurarak kovma hamlesi yaptı yanımdakilerden biri. Hani korksun da başka yöne kaçsın diye.

Yok hayır! O inatla karşıya geçmek için bir hamle daha yaptı. Yolun orta yerinde bir o yana bir bu yana dolandı durdu tin tin tin...

Girmek için delik arayan bir fare gibi. Kimbilir nereden kovuldu. Kimbilir belki de dayak yedi.

Küçücük bir şey!

Çırpı bacaklı, çenesi beyaz, gövdesi siyah, kulağında kendisine çok yakışan küpesi olan bir köpek.

Nasıl ama nasıl ürkek?

Oysa o şu anda insanların hareket etme alanını daraltan bir engel.

İnsan yaşamının bile önemsiz sayıldığı şu tuhaf alemde kaldı ki hayvanların yaşama hakkı düşünülsün. Nasılsa hayvan diye fren dahi yapmaya gerek duymadan ezmeye hakları da var(!)

Hani bazen insanın aklına gelen başına gelir ya, aklıma gelenin başıma gelmesinden ürkerim ve aklımdan kovmaya çalışırım o düşünceyi.

Sitenin kapısından içeri girerken uzun bir fren sesi, ve bir haykırış! Sonrası sessizlik...

Herkes bir yere bakıyor ama trafik hala devam ediyor. Karşıya geçmeye çalışan küçük köpek yolun orta yerinde yatıyor. Karnı bir balon gibi patlamış...

Bir canlının ölümüne tanık oldum ilk kez,

Gün boyu midem bulandı durdu. Hala olayın etkisindeyim.





Daha geçen gün büyük bir alışveriş mağazasının önünde asfaltla beraber dümdüz olmuş, bunun gibi siyah bir köpek görmüştüm. Kimbilir kaç zamandır orada öylece yatıyordu. Kaç araba geçmişti üzerinden o hale gelene dek kimbilir?

Özellikle durup izledim trafiği. Kimi yavaşlıyor, yanından geçip gidiyordu, kimi nasılsa ezilmiş deyip bir daha üzerinden geçiyordu. Ölmüş bir canlıya saygı nerede?

İçler acısı bir durum!


Onlara da yaşama hakkı.

Onlara da ev, sığınacakları doğru düzgün bir barınak. doğru düzgün muamele...
Heveslerini aldıktan sonra kendilerini sokağa atmayacak insanlar...


Onlar sokak köpekleri, yani insanların diliyle "it..."

Taşladığımız, kovaladığımız... hor gördüğümüz... "Ayak altında dolanmasınlar da ne yaparlarsa yapsınlar" dediğimiz

Bir parça kuru ekmeğe bile kul- köle,

İnsandan daha vefakar, daha sadık, daha dost..

Sokak it'lerimiz.

Sokak it'lerine çarpanlar da para cezasına çarptırılsa keşke.

Hiç yorum yok: