8 Ocak 2011 Cumartesi

Durdum...


Gerçekle düş arası bir zamandayım...

Son hızla koşuyorum can hıraş...

Nereye koşuyorum, neden koşuyorum, birinden ya da birilerinden mi kaçmaya çalışıyorum bilmiyorum ama koşuyorum işte!. Bir yere mi geç kaldım acaba diye de düşünüyorum koşarken. Kolumdaki saat dikkatimi çekiyor. Kadranı kocaman bir saat. Fakat durmuş. Anlıyorum ki, zaman vurguluyor bana kendini...

Sonra koca bir ormanda buluyorum kendimi. Yön bilmez bir halde, uzun gövdeli, derin gölgeli, uzun uzun ağaçlar arasında gidip geliyorum. Korkunç sesler, homurtular duyuyorum anlaşılmaz...
Koşuyorum koşuyorum ayaklarım bir türlü ilerlemiyor.

Tam bir kabus! kan ter içinde kalıyorum.

****

Sonra kalın, tok bir vapur sesi kocaman sessizlikte yankılanıyor. Gemiler geliyor, gemiler kalkıyor limandan... Tuhaf bir yer burası. Limanda bekleyenlerin hiç birinin beklediği gelmiyor.Gelenler ise bekleyenlerini bulamayıp gerisin geri dönüyor...

Gidenlere bakıyorum, kiminin yüzü yok, Kimi küskün, Kimi kırgın... Kiminin boynu bükük, Kiminin gözü yaşlı... Olduğum yerde durup öylece kalıyorum.

****

Duruyorum... Bu duruş benim için çok önemli. Nerede durduğum ve nasıl durduğum, ya da kimin yanında durduğum...

Etrafıma bakıyorum.
"Hay allah koşmuyor muyduk?"diyorum.
"Hayır" diyor, içimden bir ses. "Tamam, bitti artık! Dur ve düşün...

" Dur ve düşün " diye tekrarlıyorum...

Demek ki o gün bugün!

Şimdi ben

Durdum görüyorum...

Şimdi ben durdum,

Dinliyorum...

Şimdi ben durdum

İzliyorum...

Şimdi ben...

Artık ben...





resim: Sığınak

Hiç yorum yok: