12 Ekim 2011 Çarşamba

ben sana baktığımda başka bi şey görüyorum.. hiç kimsenin göremediğini... çocukluğunu...

6 Ekim 2011 Perşembe

Yağmur Zamanı...



Ben; hiç yalnız kalmadım...
Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda
Yan yana, baş başa, el ele uyudum...
Masallar dinleyerek hayal kurmayı öğrendim.
Yalanlar söylemeyi hikayeler yazarken mi öğrendim yoksa;
yalanlar söylerken mi hikayeler yazdım bilemedim...

Köy düğünlerinde dümbelek seslerine eşlik ettim.
Kalabalık ortamlarda bulunup, kalabalık sofralara kaşık salladım.
Kaşığımı hoşaf suyunda yıkadım.

Dut ağaçlarını yere serilen bezlere silkeledim...
Can erikleri eteklerime gizledim.
Henüz olgunlaşmamış cevizleri taş üzerinde kırmaya çalıştım.
Elimin kırmızıya boyanışını hayretle gördüm...

Komşu bahçesindeki ağaçlardan ham elmalar çaldım...
Çocuktum, küçüktüm, sahici aşklara şahit oldum.
Ucu yanık mektuplar dinledim...

Harmandalı oynayıp diz kırdım...

Epey zaman oldu yarin bakışına vuruldum.

Gök alçaldı... alçaldı...
Şimdi Yağmur Zamanı...

3 Ekim 2011 Pazartesi

Kolonya kokulu kadınlar


bahçe kapısının önüne dikilir,
sokağın taa sonuna bakışlarımı sabitler dakikalarca onu beklerdim..
uzaktan bir nokta gibi görürdüm önce...
sonra; yaklaştıkça yaklaştıkça... yüzüme bi aydınlık gelirdi...
"anne..." diye seslenir, koşmaya başlardım...
oldugu yerde dikilip kalır, kollarını açardı sonuna kadar.

sımsıkı sarılırdım...
ancak bacaklarına kadar gelirdim belki de..
kolonya kokardı mis gibi..
siyah rugan el çantasını hemen açar, geldiği yerde ikram edilen ve benim için sakladığı bonbon şekerini uzatırdı...
sonra elele tutuşur,
beraberce eve giderdik.

*** ******

Şimdi ne zaman yanımdan kolonya kokulu yaşlı bi kadın geçse arkasından bakakalıyorum...
Kolonya kokulu kadınları sana benzetiyorum.