31 Temmuz 2011 Pazar

Düş yorgunu


Çok yalnızlık çekiyorsun,

Uzun uzun da susuyorsun.

Düşlerle besleniyorsun,

Düş yorgunusun...

Başın eğik, yüzün solgun,
İyiden iyiye inik kirpiklerin.
Ağır kapıların gcırdayışını andırıyor sesin.

Ben;

Toprağın güçlü,
Gökyüzünün sonsuz olduğunu gördüm.
İnsanlarınsa zayıf
Sevgideki kısa ömrünü,

Sevgiye olan açlıklarını...

Yaşarken şu dünyada,
Elde etmenin zaferi adına,
Her yanımın
Yalan üstüne yalanla dolu olduğunu gördüm..

Ben artık korktum,

Ben artık sustum.

Biri olmalı insanın hayatında


Yapayalnızdı... eşini kaybedeli çok olmuştu...

İlk zamanlar arayış içinde olsa da sonraları vazgeçti...

Kabullendi yalnızlığı, hatta sever oldu.

Evde kendi kendine konuşur oldu..

Kendinden başka biri varmış gibi, kendinden başka biri yaşarmış gibi sanki...

Televizyonda haberleri izlerken, bulmaca çözerken... yemek yaparken konuşur oldu.

Kendi kendine güler, kendi kendine eğlenir oldu

Yalnızlığıydı arkadaşı...

Yokmuşsunuz gibi davranır, onunla konuşurdu. Yalnızlığı onun sadık dostuydu.

Siz bırakıp gidebilirdiniz belki ama yalnızlığı bakiydi...

Her yanına gidişimde ona derdim ki;


" Mutlaka biri olmalı insanın hayatında "


Kendi nefesinin yanı sıra duyacağı, içini ısıtacağı başka bir nefes olmalı,

Komik bir film izlerken beraber kahkahalarla gülebileceği...

Romantik bir film izlerken sımsıcak elini tutabileceği, gözlerine aşkla bakabileceği biri olmalı,

Eve geldiğinde ona kahve pişirebileceği gün boyu neler yaşadıysa anlatabileceği,

Gecenin bi yarısı kötü rüyalardan uyanıp sokulabileceği "korkma ben yanındayım" diyen ve sımsıkı sarılan sevgi dolu bir ses duyabilmeli,

Sevgi dolu bir kucak sarabilmeli...

Akşam eve dönerken " akşama ne pişirsem ki" diye düşünebileceği biri olmalı.

Eve eli-kolu dolu gelebilmenin,

Evde kendisini bekleyen biri olmasının, anahtar kullanmadan eve girmenin mutluluğunu keyfini sürebilmeli...

Kahvaltısını hazırlayan, çayını tazeleyen, mutfağını buram buram kızarmış ekmek kokutan,

Evden çıkarken akşama ne istersin diye soran, ve koskoca bi alışveriş listesi hazırlayan....

İnsanın hayatında biri olmalı,

En çirkin halinde bile ne kadar güzel olduğuna inandıran...

Saçındaki siyahlar azalsa bile "yo hayır henüz beyazların görünmüyor.." diyebilen,

Seni her halinle...

Seni "sen" olduğun için sevebilen..

Bir ömür beraber yaşayıp

Beraber yaşlanabileceğin biri olmalı...

Yazdığın şarkıyı söyle


Şarkı dinlemek ister misin? diye soruyor bana..

" Evet ama benim o çok sevdiğim bir şarkı var ya hani, onu aç lütfen" diyorum.

Şarkıyı açıyor ve gidiyor.

Yumuşacık bir ses şarkıya başlıyor yavaştan... sözlerini anlamıyorum ama müziği çok güzel. Müzik güzel olduktan sonra sözlerin hiç önemi yok bence... Çünkü bazı şarkıların sözleri çok güzel ama, müziği berbat.

Gözlerimi kapatıp dinlemeye başlıyorum.

"Ne anlatıyor bu şarkı?" diye sesleniyorum içeriye.


"Ayrılığı" diyor.

Şarkılarda hep ayrılık mı anlatılır, mutluluk hiç mi anlatılmaz? İnsanlar hiç mi mutluluğa şarkı yazmaz... yazar tabii.

Masalsı bir hayatı anlatıyor bana bu müzik.

Her gece bir annenin küçük çocuğuna uyuması için anlattığı güzel bir masal gibi.

Sonsuz mutlulukla yaşanmış, geçip gitmiş zamanları... mutlu çocukları kavgasız gürültüsüz insanları.

Tatlı bi rüzgar var havada... köpeği ile birlikte yanyana koşarken saçları uçuşuyor küçük kızın... düşüyor ama ağlamıyor... kalkıp tekrar koşmalara devam ediyor sevinçle.

Evin mutfağından vanilya kokuları geliyor... neşeli konuşmalar, kahkahalar duyuyorum sonra.

Sonra; sen geliyorsun aklıma...

Sen hiç şarkı söyler miydin" diye düşünüyorum...

Şarkı söylediğini hiç hatırlamıyorum. Oysa, mutlu olup olmadığını bile düşünmemiştim o zamanlar. Sormamıştım da.

Şimdi soruyorum sevdiklerime "mutlu musun?" diye... şaşkınlıkla bakıyorlar yüzüme.

İnsan mutsuzken "mutluyum" der mi? mutsuzluğunu itiraf eder mi? Ya da gerçekten mutludur ama o mutlu olduğunun bile farkına varamaz kimbilir...

Şarkı yavaşlıyor.

Bitmese hiç takılsa,

Dönüp dursa plak gibi, hiç durmadan anlatsa dursa...

Bu şarkıyla uyusam, bu şarkıyla uyansam, masal hiç bitmese,

Hep anlatsa dursa...

" Bir varmış, bir yok'muş... bir varmış, bir yok'muş..."

Hayat; bir müzikse eğer,

Şarkının sözlerini yazabiliyorsan yaz...

Bir masalsa eğer,

Bir masal da sen uydur,

Yazdığın şarkıyı söyle, uydurduğun masalı anlat ne çıkar?

Hayat nasılsa bildiğini okuyor.

İşte o şarkı:

http://www.youtube.com/watch?v=327g0w9x77s

Muhayyer-Kürdi makamında...


Bu gökyüzünden orada da var mı?

Ya bu çakır yıldızlardan ?

Samanyolunu görebiliyor musun?
Sonra...
Küçük ayı, büyük ayı?

Geceleri bülbüller ötüyor mu bahçenizde?

Sabahları yalı çapkınları,

Yağmur kuşları?..

Peki ya;
Mayısta, Haziranda akasya ağaçlarının,
İğde ağaçlarının çiçek kokuları?


Evinizin önünde çocuklar ip atlıyor mu?
Omzu hırkalı kadınlar oturuyor mu kapı önlerinde?
Dantel örüyorlar mı ilmek ilmek hayatı örer gibi elleriyle?
Ağustos böcekleri nefes nefese kalana dek bağırıyor mu
Ağaç tepelerinde?

Pencerenden...
Eskilerden...
Muhayyer kürdi,
Semaiden usüllenmiş bir beste geliyor mu
Derinden?


"Elbet bir gün buluşacağız.. bu böyle yarım kalmayacak..."